Bayram Kutlaması

Biz Anadolu insanları sahip olduklarımızdan mutlu olmak yerine sahip olamadıklarımızdan dertlenmeyi tercih ederiz... Gezilerimizde tabiatın bize sunduğu şahane yerlere yaptığımız ziyaretlerde şunu görürüz, yöre halkı mevcut değerleri kanıksamıştır; Sizin hayranlıkla imrenerek izlediğiniz incelediğiniz coğrafya onlar için bir şey ifade etmez yani sıradandır..Ve işin kötüsü orayı korumak yerine ucundan kenarından kendi işine yarayacak çıkar sağlayacak bir bakış açısı geliştirir önemli olan kendi EGO’su dur...Bu zihniyet eğitimsizlik, sanatsızlık ve ahlakın sadece dinle elde edilebileceğine inanılması sonucu oluşmuştur .Halbuki bilmezlerki en büyük din AHLAK tır.

Kentlerde, sahillerde, orman içlerinde, göl kenarlarında, vadilerde insanımızın ilk aklına gelen şey orayı zevkle izlemek korumak değil oraya sahip olma dürtüsüdür yani talan ve yağma.Halbuki tarihinde yağma kültürü olmayan bir toplumuz acep ne olduda yağmacı olduk hepimiz cevabı biliyoruzda tabulara dokunma korkusundan susuyoruz...

Herkesin her konuda merakı ufak tefek bilgileri fikirleri olabilir, dinlemek öğrenmek ve araştırmak insana kişilik zenginliği sağlar,günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaydır sadece istemek lazım bu konuda bizim tercihimiz araştırmak yerine hep bilenleri dinlemektir.

Buraya kadar sözlerim acizane genel bir analiz idi şimdi bakalım bizim Kamp, Karavan’daki gidişat Anadolu Klasikleri ile aynımı görelim.

Araç edinmeye hazırlanan insanımız mutlaka masaya önce bir bütçe koyuyor üst limit belirliyor ve bir miktar alt perdeden yola çıkıyor...İlk işi sosyal medyadan faydalanmak veee hoş geldiniz bizim sanal köye yorumlar başlıyor ve işi bilen deneyimli iyi niyetli dostlar kenara itilip ortaya üçüncü kuvvet dediğim kalemşörler çıkıyor.Araç seçiminden donanıma ve hatta üretici bile işaret ediliyor ,ne güzel değilmi bir çok konuda olduğu gibi bu iştede bir ego ve sahip olma varlığını gösterme rahatsızlığı öne çıkıyor...İnsanlara yardımcı olmak yol göstermek çok kolay sadece iyi niyet ve mütevazilik.

Sözünü ettiğimiz bu bilge kalemşörlerin nasıl karavan gezginciliği yaptığını incelediğimizde karşımıza çıkan çıkan tablo :

- Arabam çok güzel
- En çok ben gezdim
- Arabamda Harika donanım var
- Kamplara pek girmem
- Avrupa’da bu iş böyle yada şöyle
- Yahu bizdekilerde karavan’mı
- (Ne olur olanımızın kıymetini bilsek)
- Adamlar yapmış
- Orada beni herkes tanır
- O bölgede bir tek ben konaklarım
- Şunu tanırım bunu tanırım

Bu liste çok uzar ve hep sonuçta mütevaziliğe yer olmayan bir duruşu görürsünüz.

Doğrusu nedir :

Her şeyden önce samimi görgülü empati yapabilen öğretici yardımcı ve duyarlı olmalıyız....

En iyi örneği kendinizden tasarlayınız,

İlk defa sahip olacağınız bir mal, ilk defa ziyaret edeceğimiz bir yer,

Bu ilkleri yaşarken ne kadar istemediğiniz sizi üzen olay yaşamışsanız başkalarının yaşamamasına hizmet vermek ilk düsturunuz olmalı,

Sonuçta güzel ülkemde güzel üreticiler güzel gezginler güzel kamp yerleri güzel oluşumlar dernekler boy göstermeye başladı.

Siz siz olun gözünüzden umut ışığını eksik etmeyiniz bakmayın bizlerin serzenişlerine bizim derdimiz uyarmak uyandırmak.

Hepinize iyi bayramlar, iyi tatiller, tasasız, sağlıklı günler dilerim.
Şen ve esen kalınız.

NEJAT ÜSTÜNER

02.06.2019