Adriyatik Turu

2 – 22 Temmuz 2011, Adriyatik Turu – 02.07.2011

Adriyatik Gezi notları
Hazırlıklar :
2 – 21 Temmuz tarihleri arasında Asya KKD tarafından düzenlenmen Adriyatik turu hazırlıkları başlamıştır. 13-14 aday vardı ancak son durumda gezimize 9 karavan ve 24 kişi katılacaktır. Bir çekme karavan ise Selanik’e kadar bizimle beraber olacaktır.
Program üzerindeki son rotüşlar yapıldı.
Öncelikle programımız için harcamayı planladığım süre içinde mümkün olan en fazla yeri görebilmek için değişik rotalar üzerinde uzun süre çalışma yaptım. Bu çalışmalarda benimle birlikte geziye katılacak arkadaşların, bildiğim kadarıyla yol performanslarını gözeterek en uygun yol ve günlük mesafeleri optimize etmeye çalıştım. Sonunda uygun olduğunu düşündüğüm rota, konaklama yerleri ve gezi programını hazırladım.

Hazırladığım bu programı katılmak isteyen arkadaşların görmesi ve incelemesi için www.ukkf.org sayfamıza koydum.
Kampların hemen hemen tamamı ile rezervasyon bağlantılarını tamaladım ve son programı katılımcılara gönderdim. Bu arada tüm kampların GPS koordinatları da cihazıma yüklenmiş durumda.
Katılımcı arkadaşlara telsiz kullanma ve konvoy kuralları iletildi. Kendilerinden en az 24 saat elektirik ihtiyacı olmadan konaklayabilecek donanıma sahip olmalarını ve telsiz bulundurmaları konusunda son hatırlatmamı yaptım.

Daha sonra arkadaşlarımız pasaport, vize, yeşil kart, uluslararası ehliyet, sağlık sigortası, yurt dışı kasko gibi zorunlu hazırlıklarını tamamlama çabasına girdiler. Bir yandan da araç bakımları gözden geçiriliyor.

İlk problem Mustafa beyin vize başlangıcına 3 Temmuz tarihi verilmesi ile ortaya çıktı. Düzeltilmeye çalışılıyor. Olmaz ise bize ilk konaklama yerimiz olan Asprovalta’da katılabilecek.

Erdal Ötügen

Gezimiz başlıyor.
1. Gün Asprovalta

Buluşma yeri, Tekirdağ çıkışındaki tepe üzerindeki köftecilerin bulunduğu yerde saat 09:00 olarak tesbit edildi. Buraya ben gece geldim ve sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra Tuğrul bey, Erol ağabey, Deniz bey, Mustafa bey, Kemal bey ve Kadircan bey ile buluşup yola çıktık. Mustafa arkadaşımız ise çekme karavanı ile bizimle Selanik’e kadar gelecekti ancak bize katılmadı. İpsala kapısından İzmir’den Gürsel bey ile buluşup konvoyumuzu tamamladık. Süreyya beyler bize Ohrid’de katılacaklar. Yolda ilk problemlerimizle karşılaşmaya başladık. En önemli problem arkadaşlarımızın hemen hemen hepsinin telsizlerinde problem var çoğu çalışmadığı için el telsizleri ile idare etmeye başladık. İkinci problem benim GPS cihazım, daha ilk etepta arızalandı, uydu bağlantısı yapamadım. Keşan’dan aldığım yeni cihaza bir şekilde Avrupa haritasını yüklemeyi becerip yolda faaliyete geçirdim. Böylece en önemli sorunu çözmüş oldum.

Sevindirici olay ise Sabanat ablanın tatlı dili sayesinde Mustafa beyler ayın 3’üne vize almalarına rağmen ilgilileri ikna edip bizimle yola devam edebilmeleri oldu. Gümrük kapısındaki işlemlerimizden sonra Yunanistan’a girişimizi yaptık. Yunanistana girmeden yakıtlarımızı tamamladık, fiat hemen hemen aynı (1,5-1,72 Euro arası) Yolda öğlen yemeği molası verdik ve Gümülcüne ve İskeçe’den geçtikten sonra Kavala’da mola verdik. Sahil turu atıp şehri gezdikten sonra oturup dondurmalarımızı yedik. Araçlarımızı şehrin tam ortasındaki park yerine 2 saati 3 Euro’dan park ettik. Güzel ve İzmir benzeri küçük şehri gezmek pek zaman almıyor. Kale ve Müzesi görülebilir.

Yola çıktıktan sora konvoyda yeni bir düzenleme ihtiyacı ortaya çıktı. Deniz beyi 2 numaraya alınca problem çözüldü. Bu arada Gürsel beyin sabit telsizi çok işimize yardı. Konvoyun arkasını toparlamak onun işi oldu.

Rahat bir yolculuktan sonra Asprovalta’ya geldik ve sahilde deniz kenarındaki yerimizi sırayla aldık. İlk işimiz yol yorgunluğunu atmak için kendimizi Ege’nin ılık sularına atmak oldu. Hemen arkasından hafif bir aperatiften sonra akşam yemekleri yenildi ve yemekten sonra Asprovalta sahilinde akşam piyasası yapıldı, canlı ve eğlenceli gece hayatı bizim sahil kasabalarını andırıyor. Deniz beyin kumlar üzerine yazdığı yanar UKKF yazısı geceye renk katan enteresan bir görüntüydü. Ayrıca Deniz beyin akardeon konseride hoş nağmelerimizi Asprovalta sahillerinde yankıladı. Gece disko sesi sabah 06:00 ya kadar devam etti.

2. Gün Üsküp

Gece hafif yağmur yağdı ama sabah hava güzeldi. Kahvaltı sonrası tekrar yola çıktık ve Selanik üzerinden Makedonya’ya geçtik. Yolda biraz yağmura yakalandık. Üzüm bağları arasından Üsküp’te kalacağımız kampa geldik. Yolda 3 kez otoban parası ödedik (60-70 Dinar).

Kamp çok güzel, imrendik. Kişi başı 9, Karavan 6, Elektirik 3 Euro. Biraz dinlendikten sonra bir minibüsle anlaştık ve Üsküb’ün tarihi ve turistik yerlerini gezdik, büyük bir haçın bulunduğu tepeden şehri panaramik seyrettik. Daha sonra merkezde araçtan inip şehri gezdik. Şehirde büyük bir imar faaliyeti hemen dikkati çekiyor. Sakin ve huzurlu bir atmosferi var. Tabii ki hanımlar mutat alış-verişleri kaçırmadılar. Bu arada meşhur Makedon kababının tadına da bakma fırsatını bulduk. Genelde fiatlar bize göre çok ucuz.

3. Gün Ohrid
Kaldığımız Hotel Belevue kampını hepimiz çok sevdik. Hele bir atık boşaltma yeri varki görülmeğe değer. Akşam otelde çok güzel bir düğün vardı, Makedon melodilerini dinlemek için bazı arkadaşlarımız düğüne katıldılar. Müzik gece yarısı sonlandı. Bazı arkadaşlarımız ise Ramstore’dan aldıkları Makedon şarabı ile müziği uzaktan dinlemeyi tercih ettiler. Şehir merkezinmde heykelide olan Büyük İskender (Makedonyalı) şarabı en tutulanlarındanmış.

Sabah güneşli bir havada rahat rahat kahvaltılarımızı yaptık ve şehir turunun ardından Üsküp’den ayrıldık. Makendonya’nın yolları Gostivar’a kadar duble yol, sonrası geliş-gidişli tek şeritli yol ama asfalt kalitesi güzel.

Üsküp’ten çıkmadan karavanlarımızla tekrar bir şehir turu yaparak vedalaştık ve Gostivar üzerinden Ohride geldik. Niyetimiz karavanlarla şehre inip gezdikten sonra kamp yerine gitmekti ama ne mümkün trafik felaketti, ufak bir kaybolma macerasından sonra birleşip kalacağımız Camp Anton Dukov’a geldik. Göl kenarında bol ağaçlı, şehre yakın genişve güzel bir kamp. Kampa yerleşip dinlendikten sonra bazı arkadaşlarımızla taksilerle (yaklaşık 3,5 Euro) Ohrid’e geldik. Küçük bir gurup Kale, Kilise, Ohrizade türbesini ve Tiyatrosunu gezip yürüyerek eski orijinal Ohrid sokaklarını, begonvil ve sakız sardunyalı balkonlu evleri, kemerli sokakları ve şirin cafeleri seyrederek ve resimleyerek sahil’e şehir merkezine indik. Balkan Folklor şenlikleri dolayısı ile sokaklar çok hareketli. Ülke gurupları sokaklarda kendi türkülerini çalıp söyleyerek meydandaki sahneye doğru gidiyorlar.

Şehri gezip bir Türk lokantasında karnımızı doyurup çayımızı içip kampa döndük. Arkadaşlarımız yarınki zorlu etaba hazırlanmak için erkenden yattılar.

4. Gün Utjeha (Bar)

Sabah göl kenarında kahvaltılarımızı yaptıktan sonra yol ikmalleri yapılıp hesap ödendikten sonra (2 kişilik karavan 8 Euro) Arnavutluğu doğru yola çıktık. Gümrükten sorunsuz geçtik ve yola devam ettik. Yol kaliyesi bizim çift yönlü yollardan daha güzel, hiçbir sorun yok. Tek sorun 50 ve 60 km.lik hız limiti. Normal sayılabilecek yollardan geçtikten sora Elbasan’a geldik. Elbasan’dan sonra sollaması yasak olan bir yoldan zorlu viraj ve tırmanmaya başladık. Yolda iki kez önümüze çıkan tır ve kamyonu polis yol kenarına çekerek yolu açtı, güzel bir önlemdi. Tepeye çıkınca bir benzincide mola v erdik. Sonrası yine çift yönlü dar bir yoldu.

Tiran’dan çıkınca bir oh çektik ve yeni yapılmakta olan açılmamış otoyol başlangıcında nefes alıp daha rahat ve geniş bir yoldan İşkodra’ya geldik. Eski tahta köprü kapatılmış ve güzel yeni bir köprü yapılmış, ondan karşıya geçip dar köy yollarından Murigan gümrük kapısına geldik. Sorunsuz geçip 10 Euro çevre kirletme vergisini ödeyerek Karadağ’a girdik. Yine dar köy yollarından (bahçe yeşillikler içinden) geçerek Uljinc ve sonrasında Bar’daki kalacağımız Kamp Oliva’ya geldik. Karadağ’da Euro kullanılıyor, ülke gözle görülür bir şekilde kalkınma hamlesine girmiş, gelir farklılığı hemen göze çarpıyor.

Kampta rezervasyon yaptırdığımız yerler yerleştik ve kendimizi Adriyarik sularına bıraktık. Bu arada kampa Deniz beyin oğlu Çtin Danimarka’dan bizden önce gelmiş ve kamp sahibesi ile ahbab bile olmşlardı. Kamp ücreti kişi başı 2,5, karavan 5, elektirik 1,5 Euro.

Akşam çoğu arkadaşlarımızla sahildeki bir restorantta yemek yiyip çay sohbeti yaptık ve zorlu yolculuğun yorgunluğunu çıkardılar.

5. Gün Bulgarija

Sabah yine deniz sefamızı yaptık ve Bar’a doğru yola çıktık. Yol boyunca aşırı kalabalık dikktimizi çekti. Park edip etrafımızı seyredecek bir boşluk dahi bulamadık. Bu tarafa gelecek karavancı arkadaşlarımız küçük de olsa gurup ile gelirlerse mutlaka rezervasyon yaptırmalarında fayda var. Adriyatiği seyrederek Bulgarija’ya kadar geldik. Burada sahilde birkaç kamp yeri vardı, arka sırada bizim sığabileceğimiz geniş bir alan olan kampta konakladık. Fiat hemen hemen aynı, biraz pahalı. Yerleşip tatil keyfini ve deniz safasını sürmeye başladık. Arkadaşlarımız tavla, yolculuk notlarını tutma, yeşillikte oyun oynayarak tatilin keyfini çıkarıyorlar.

Akşam küçük şirin bir pizzacıda yemek yiyen arkadaşlarımıza daha sonra sahil eğlencelerine katılan arkadaşlarımız eşlik ettiler. Müzik ve kukla gösterileri çocokları eğlendiriyordu.

6. Gün Kupari

Sabah kahvaltı ve deniz sefasından sonra toparlanıp yola çıktık. Budva’daki Kamp Anton’dan vaz geçip yola devam ettik, yakıt ikmallerimizi yaptık ve Tivat’a kadar geldik. Tivat’ta karavanlarımızı park edip sahili dolaştık birlikte bir cafe’de oturup göl deniz karışımı manzarayı seyrettik. Değişik bir görünütü var. Kotor gölününü dolaşmaktan vaz geçip feribotu tercih ettik. Biz feribotta iken Kotor’dan koca bir otel gemi ağır ağır çıktı ve önümüzden geçip Dubrovnik’e doğru süzüldü. Feribottan sonra Herceg Novi’nin kalabalığını geçip Karadağ’dan Hırvatistan’a geçtik. Gümrüklerde artık pasaportlara doğru dürüst bakmıyor ve damga bile vurmuyorlar. Sanki “pasaportu niye gösteriyorsun, geç git” der gibi bir hava var.

Hedefimiz olan Kuparideki Kamp Kupari’ye yerleştik. Çok güzel bir kamp, ancak denize 300-400 m. uzak. 2 kişilik karavan fiatı elektirik dahil yaklaşık 20 Euro. Arkadaşlar kampta iken ben Fransadan gelen ve birlikte gezimizi sürdüreceğimiz kızımı karşılamak için havaalanına gittim. Fransa ve İngiltere’dan vızır vızır uçaklar geliyor. Yakında burası Türkiye’nin adını unutturup Avrupa’nın turizm cenneti olacağa benziyor. Trafik kültürleri zaten Avrupa ayarında belki daha da ileri. Akşam yemeklerimizden sonra Önce Serpil hanımın doğum gününü, sonra birkaç gün erken doğumla Deniz beyin doğum gününü ve Çetin ve Elif’in gelişini kutlamak için sürpriz parti düzenledik. Çok keyifli ve eğlenceli oldu, hatta yanımızdai Fransızlar’da bize uzaktan eşlik ettiler.

7. Gün Dubrovnik

Sabah kuş sesleri ile uyandık. Bu gün serbest gün, Dubrovnik’i gönlümüzce gezeceğiz. Arkadaşlarımızın bir kısmı erken çıkıp şehri gezerken bizim gurup daha geç Dubrovnik’e otobüs (kişi başı 1,5 Euro) ile indik. Önce eski şehri gezdik. Daracık sokakları, kilise ve Vali’nin evini, eski limanı ve surları gezdik. Eski şehrin ana caddesi turistik eşya satan dükkanları ile, cafe ve restorantları ile oldukça nostaljik bir görünüme sahip. Şehir 2004 yılından sonra savaşta tamamen harap olmuş, savaş sonrası tamamen yenilenmiş. Eski limandan kiraladığımız (60 Euro) bir tekne ile ada turu ve şehri denizden sayrederek gezdik. Adanın arka tarafında çıplaklar kampı yer alıyor, ilgilenenlere duyurulur. Doğası ve denizi gerçekten görülmeye değer. Altı cam tekneler ile su altı dünyasını da seyredebiliyorsunuz.

Tekne turundan sonra liman lokantalarında bol kepçe porsiyonlu kalamar ve yöresel (papalina ve gümüş balığı benzeri) küçük balıktan oluşan menümüz ile karnımızı doyurduktan sonra gezimize devam ettik. Şehir içi turu yapan araçların programı bittiği için nostaljik şehir tutrunu yapamadık, onun yerine teleferik ile arkadaki dağın tepesine çıkıp doyumsuz Adriyatik sahillerini ve adalarını seyrettik. Tepedeki cafede soğuk içkilerimizi içerek güneşin batışın sayrettik ve Dubrovnik’i bir de gece görme keyfini yaşadıktan sonra yine otobüsle kampımıza döndük. Gerçekten çok keyifli bir gün daha geçirdik. Günün tek sıkıntılı anı sabah su pompası arızalanan Kemal beylerin tamircilerle yaşadığı zor anlar oldu.

8. Gün Mostar, Zaostrog

Bu sabah erken kalktık ve hızla kahvaltılarımızı yapıp hemen yola koyuldu. Deniz beyler oğulları Çetin’i yolcu etmek için burada bir gün daha kalacaklar. Arkamızdan su döküp bizi yolcu ettiler. Kısmet olursa Solaris’kampta tekrar buluşacağız. Bu gün yorucu bir gün olacak. Önce rotamız Mostar’ı gösteriyor. Rhat bir yolculuktan sonra Mostar’a geldik. Google’dan tesbit ettiğimiz otoparka park edip tarihi Mostar köprüsünü, çevresini, müzesini gezdik. Köprünün bombalanışını, yeniden yapılışını gösteren filmi izleyip epeyce hüzünlendik. Kalkınmasına katkı sağlamak amacıyla almayı düşündüğümüz hediyelerin neredeyse tümünü buradan aldık. Hava çok sıcaktı, asmalı serin bir lokantada yemeklerimizi yedik ve kısa bir turla Mostar’a veda ettik.

Yol boyunca yanımızdan akan Nevrata nehrinin oluşturduğu nefis manzarayı ve gölleri seyrederek ve mola verip resim çekerek keyifle yol aldık ve Zaostrog’da sahilde bir kampta yerleştik. Denize sıfır, hatta karavanla ilerlerken denize girenler karavanları ıslatıyordu. Akşam yine keyifli bir sahi turu, akşam yemekleri yenildi ve bu zorlu yolculuğun dinlencesine geçildi.

9. Gün Sibenik

Sabah kampta coşkulu bir kalabalık içinde uyandık. Sabah deniz keyfinden sonra ikmaller yapıldı ve kamptan yine denize girenlere teğet geçerek ana yola çıkıp Sibenik’e doğru yola koyulduk. İlk durağımız Omis oldu. Karavanalarımızı park edip şehri ve şehri ikiye bölen nehir kenarında yürüyüşümüzü yaptık ve ana caddenin arkalardaki daracık eski sokaklardaki restoranlarda öğlen yemeğimizi yedik ve yanlış yere park eden iki arkadaşımız (sadece araba parkı olduğunu 100 Kuna ceza makbuzunu camımızda görünce anladık) ceza makbuzunu cebine koyup yola çıktık. Deniz beyler de burada bize yetişip konvoyumuza katıldı.

Split girişinde yakıt ikmallerini yaptıktan sonra Gürsel beyin navigasyon cihazını bir anlık gafleti sonucu son iki aracımız yolu kaybedip kısa bir turdan sonra bize yetiştiler. Sibenik’teki Solaris kampına gelince biraz panikledik ve girişte biraz trafiği karıştırdık. Gerçekten yolların tek şerit olması ve park yeri probleminden dolayı hareket etmekte zorlanıyoruz. Kampta tahminen en az 3000 değişik tip ve boyutlarda karavan vardı, çok büyük ama olağan üstü temiz bir kamp. Duş ve tuvaletleri geniş, yatılabilecek kadar temiz ve geniş, hayran olduk. Yerimiz marinanın yanındaydı. Hemen yarın yapacağımız gezinin organizasyonunu yapıp kendimizi denize ve duşlara bıraktık.

10. Gün Sibenik Krka Milli Parkı

Daha önceden methini çok duyduğumuz bu milli parkı gezmek için bir tekne ile anlaştık (kişi başı 54 Euro) ve öğlen yemekli (balık, şarap ve viski ikramlı) teknemize biraz gecikme stresi yaşayarak bindik. Çok güzel bir kanal geçişi ile (Kanal Anton, 6 km) göl ve nehirden geçerek 2,5 saatte son noktaya ulaştık. Burada yemeğimizi yedik ve meşhur şelaleleri görmeye gittik. Gerçekten çok görkemli 7 kat travertenler üzerinden kat kat dökülen şelaleler ve elektirik elde ettikleri ilk türbinler. Çoğunluk aşağıda gezerken küçük bir gurpla şelaleri üzerinden dolaşan 2,5 km.lik çok güzel, endemik bitki ve hayvanları olan doğal parkuru ağaç yol üzerinden tamamladı. Bu arada Deniz bey ve eşi teknede ikram edilen şaraptan pet şişeye doldurup eşiyle birlikte ayaklarını soğuk suya sallandırıp şelalere karşı yaptıkları romantik istirahetleri görülmeye değerdi. Görülmesi gereken güzel bir yeri daha anılarımıza nakşettik.

Gezimizin sonunda kamp hesabını ödeyerek (iki kişilik karava 26 Euro) yine deniz ve duş keyfini yaşadık. Arkasından çay, akşam yemeği ve yemek sohbetlerinden sonra karavanlarımıza çekildik.

11. Gün Zadar

Bu gün gezimizin son noktası olan Zadar’a gideceğiz. Güzergahımız üzerinde dün tekne gezisi yaptığımız Krka milli park köprüsü vardı, manzarayı bir de yukarıdan gördük. Zadar yollarında Erol ağabeyin aracı iki kez hararet yaptı, kamp Borik’e yerleştikten sonra yolda gördüğümüz bir servise girdi. Fan sigortaları hararetten yapışmış ayrıca soğutma hortumu patlamış, tamirden sonra Erol ağabey rahat bir nefes aldı.

Kamp Borik ağaçlıklı ve deniz kenarında güzel bir kamp. 2 gece burada dinleneceğiz. Diğer kamplara göre daha sakin. Akşamüzeri kampın önünden kalkan otobüslerle şehre indik. Eski kente bağlantı köprüsünü geçtikten sonra Dubrovnik benzeri kente girdik. Yine daracık sokaklar ve aralarında cafe ve restorantlar dolu. Eski kent içindeki Müzeyi, gözetleme kulasini, St. Mary, St. Donat ve St.Chrysogonus kilisesini, St. Anastasia Katedralini gördük. Daha sonra nşahrin diğer tarafındaki enteresan Pazar yerini gezdik. Buradan yöresel şarap, peynir ve vişne şurubu aldık. Kent çok güzel, biz bir boğazımız ile övünürken burada onlarca boğaz benzeri koy ve kanallar insanı etkiliyor. Gezimizi akşam sonlandırıp kampa geldik. Yarın dinlenme günü olduğu için karavan önlerinde gece yarısına kadar sohbet ettik ve uykuya çekildik.

12. Gün Zadar.

Sabah tepemizde şakıyan bülbül ve sakaların sesi ile uyandık. Hepimiz istirahat ve dinlenme modundayız. Akşama kadar dinlenme deniz keyfi yaptıktan sonra akşam yine şehre indik. Şehrin gezemediğimiz ana girişi olan Melekler kapısı ve limanınıda gördük. Çok kısa bir süre klasik müzik konserine kulak misafiri olduktan sonra akşam hava karardıktan sonra kampımıza döndük.

Dönüşte kuna olarak hesabımızı ödedik (2 kişilik karavan 26 Euro). Yine karavan önü sohbetlerimiz devam etti.

13. Gün Split ve Stobrec

Artık dönüşe başladık. Geldiğimiz yerlerdeki 40 v4 50 km.lik hız limitlerinden sonra otobandan Split üzereinden kalacağımız kampa geldik. Rezervasyonlu yerlerimize yerlştik ve kendimizi denize attık. Bu arada karşı sahillerdeki orman yangının kesif dumanı güneşi bile karartı, yangın hepimizede hüzün yararttı, kendi yanan ormanlarımızı bize hatırlattı.

Bu kamp biraz enteresan duşlar bile paralı ama her karavanın suyu, gideri ve elektiriği mevcut, suları içilebiliyor. Bu arada yurt dışına çıkacak arkadaşlarımızın bilmesi gereken bir konuyu hatırlatayım. Mutlaka karavanlarımızdaki 3’lü elektirik bağlantı adaptörünün erkeğini yanlarında bulundursunlar, her kampta bağlantı problem oluyor, bir çok arkadaşımız bağlantı adaptörü kiralamak zorunda kaldılar. Su bağlantısı için de aynı problem geçerli.

Akşam Splite taksi ile indik ama taksici bizleri isteğimiz dışında şehirde şöyle bir tur attırıp 10-15 lira fazla taksimetre yazdırdı. Şehir gerçekten güzel, eski kenti diğerlerinden biraz daha değişik. Surlar içindeki daracık yollar, küçük meydanlar, kapalı çarşıları ve yer altı müzesi görülmeye değer değişik mekanlar. Bu hafta Split müzik festivali varmış. Bizde akşam kordonda açık hava konser ve folklorik gösterilerini izleme fırsatını bulduk, değişik ama evrensel müzik hepimizi mest etti, yarın akşam tekrar dinlemeye karar verdik.

14. Gün Split

Bu sabah kandil kutlamalarından sonra arkadaşlarımız adaptör temini için şehre indiler. Kandik çöreklerimize ve çaylarımıza etrafımızdaki komşularda dahil oldular, epeyce sohbet ettik. Ülkemizden gelen şehit haberleri hepimiz çok üzdü, uzak diyarlardan bu haberleri duymak çok üzücü oluyor, hele bu ülkelerdeki yeniden kurulmuş barışçı hava ve huzurdan sonra ülkemizin yaşadığı gerilimler bizi daha da etkiledi, keyfimiz kaçtı.

Akşam tekrar şehre indik, eski kent turundan sonra Festivalin 3 bayan solistin sunduğu konserini izledik ve meyva alış-verişinden sonra kampa döndük. 15. Gün Podgora,

Sabah hesaplarımızı ödedik, öder ödemez hemen yerimizi başka karavanlara verdiler, yerimizden çıkmak zorunda kaldık. Saat 10:00 da yerinizi boşaltmazsanız bir günlük ücret daha alıyorlar. Kamplar üst üste harika karavanlarla tıka basa dolu. Bunları görünce ülkemizdeki karavancılk sektörünün geri kalmışlığını düşünmeden edemedik.

Yolda Kadir beyin lastik sorunu oldu, tamircide ikinci el bir lastik alarak problemi hallettik. Bu gün Cumartesi olduğu için Split’ten Omis’e kadar konvoy halinde çok yavaş geldik. Yollarda park yeri sorunu had safhada. Ancak birkaç karavanın park edebileceği kadar alanlar var, Neyse problemsiz Podgora’daki kampa geldik. Burası rezervasyon yapmıyor, yerimiz var demişti ama 8 karavnlık yeri zorlukla sağa sola dağılarak bulabildik. Gurup gelmek isteyenlerin rezervasyonsuz gelmemelerini tekrar tavsiye ediyorum.

Kampın önü, çok güzel bir deniz ve doğal güzelliği var. Girdiğimiz en güzel deniz. Akşam sahil yürüyüşünü yaptık, hoş ve tipik bir kordon boyu var.

16. Gün Kupari

Sabah yine yollardayız. Sahil yolundan ana yola çıkarken köy içinde çıkmaz bir yoldan zorlukla döndükten sonra dik bir yokuştan ana yola kavuştuk. Rahat bir yolculuktan sonra Dubrovnik’i tekrar dağların üstünden seyrederek kampımıza geldik. Dinlence ve deniz keyfi yapmadan olmaz. Deniz kenarında Tito zamanından kalmış virane hale dönmüş kullanılmayan otelli gördük. Şu anki ekonomik durumları bu otelleri restore etmeye yetmediği için dokunmadıklarını söylediler. Akşam bir gurup tekrar Dubrovnik akşamlarını görmek için şehre indik. Gecesi bir başka güzel. Bu akşam Kemal beyler kızlarını ve torunlarını uçakla Türkiye’ye gönderdiler, gurubumuz dört kişi eksildi.

17. Gün Podgorica ve İşkodra

Sabah kuvvetli bir kahvaltını ardından yola çıktık. Bizi zorlu ve yorucu bir gün bekliyor. Önce Tivat’da Kotor gölünde öğlen yemeği ve deniz molası verdik. Kotor’un sularında serinlemeden gidemezdik. Sonra Budva çıkışından Cetinje ve Podgorica’ya döndük. Dünüşte bazı arkadaşlarımız kavşağı kaçırınca bir tur atmak zorunda kaldılar. Yol dağlara dik ve virajlarla tırmanıyor. Ancak yukarıdan (yaklaşık 1000 mt.) Budva ve Adriyatiğin görünüşü bu zorlu rampayı çıkmaya değer hale getiriyor. Mola yerinden nefis manzarayı seyredip Cetinje’den geçtik ve Pogrorica’ya geldik. Şehiri görmek için karavanlarımızla şehir turu yaptık ve mazot ikmali yapıp sınıra kadar olan iki arabanın zor geçtiği yollardan Arnavutlu’ğa giriş yaptık. Bundan sonraki yol ise inşaat halinde olduğu için toz toprak içinde hoplaya zıplaya 45 km.yi 3,5 saatte geçip İşkodra’ya geldik. Hava karardığı için Erol ağabey yola devam etmek istemedi. Mecburen yer aramaya başladık. Bize istasyonu gösterdiler ama zifiri karanlıktı. Bu arada kızım Elif, Fransadaki arkadaşlarından İşkodra’ya 20 km. mesafede Camp Albaniya’nın koordinatlarını aldı. Ancak hedefe varmak üzereiken değişen yollardan dolayı bahçeler içinde kaldık. Bir genç motsikletli bize rehberlik yaparak bizi kampa ulaştırdı. Gecenin 11:00 inde kampa girince vahaya ulaşmış yolcular gibi sevindik. Yorgunluktan hemen uykuya çekildik.

18. Gün Dures ve Manastır.

Camp Albenia’nın sahibi Hollandalı. Çiflik arsasını kamp yapmışlar. Güzel ve temiz bir yer. Bizden başka kalan karavancılar vardı. Kahvaltımızı toplu olarak kampın restorantında yaptık ve Dures ve Elbasan üzerinden sınıra ulaştık. Dures yolu inşaat ve kısmen yapılmış olmasına rağmen gidişte geçtiğimiz çok zorlu virajlı yollarla mukayese edilemeyecek kadar güzel. Gideceklere bu yolu tavsiye ediyorum. Sınırdan sonra Ohri’yi geçip ormanlar içinden Manastıra ulaştık.

Manastır’da yine Elif’in google üzereinden belirlediği otopark koordinatlarına göre elimizle koymuş gibi geniş, güzel ve şehir merkezine çok yakın bir parka ulaştık. Parkın hemen önünden başlayan yol Manastır’ın gece hayatının yaşandığı merkeze giden eğlence yolu. Öncelikle Atatürk’ün okuduğu Manastır Askeri Lisesine gittik. Müze haline getirilmiş ve Türkçe hazırlanan video gösterisini gözlerimiz yaşlanarak izledik ve müzeyi doyasıya gezdik.

Daha sonra eğlence merkezi üzerinde bulduğumıuz bir Türk kebabçısına (Lezzet) gittik ve yemeklerimizi yedik. Sonra şehrin gece hayatını bazı arkadaşlarımız cafelerde orturup lezzetli yöre şaraplarının tadına bakarak çıkardılar.

19. Gün Selanik

Bu sabah en uzun yollarımızdan birini daha katetmek üzere yola çıktık. Sınır çok yakın, işlemlerimiz yapılırken bir arkadaşımızın vizesi tek girişli olarak verildiği için Yunanistana girişine izin verilmedi. Bunun üzerine Gürsel beye gurubu Selanik ve Asprovolta’ya götürme görevi düştü. Bende arkadaşımızla birlikte tekrar Manastır’a döndük. Yunan ve Fahri Türk konsoloslukları ile yaptığımız çetin temaslar sonunda ertesi gün saat 10:00 a randevu alındı. Arkadaşımıza yapması gerekenler, dönüş yol bilgileri ve ihtiyacı olan diğer bilgileri verdikten sonra bende tekrar yola çıktım. (arkadaşımız bizden iki gün sonra yola çıkabildi) Gurubumuz Selanik’te Atatürk’ün doğduğu eve taksi grevinden dolayı zorlukla ulaşmalarına rağmen saati geçirdikleri için içeriye girememişler. Ben onlar Asprovoltay’a vardıkdan hemen sonra katıldım. Akşam yine sahilde kaldık

20. Gün İstanbul

Dönüş yolumuz otoyoldan olduğu için çok rahat geçti, Free Shop alış verişlerinden sonra Türk Gümrüğüne girdik. Ancak İpsala Gümrüğündeki sistem arızasından dolayı 2 saat karmaşa içinde bekledikten sonra işlemlerimizi kağıt kopyalarla yaptırıp ülkemize girdik. Çıkışta vedalaşarak bu güzel geziyi sonlandırıp yolda değişik yönlere ayrılmak üzere vedalaştık.

Gezimiz yaşadığımız bazı problemlere rağmen çok güzeldi. Bir süre sonra eminim ki yaşanan olumsuzluklar unutulu, gezinin en tatlı anıları hafızamızda yerini alacaktır.

Sevgili dostlar,

İyisiyle kötüsüyle, çok keyifli anlar yaşadığımız gibi bazen sıkıntılı anlarda yaşadık. Ama bütün bu güzellikler birlikte olunca daha anlamlı oldu. Geziden sonra resimlere bakınca hemen tatlı anlar gözümüzün önüne geliyor, zaman zamanda “amma zorlanmıştık” diye o anları şimdi keyifle yad ediyoruz.

Gezilerin başlangıcındaki yeni yerleri görme heyacanı, sonunda sevdiklerimize kavuşma ve hatıraları paylaşma heyacanına dönüşüyor. Güzel bir gezi oldu, umarım katılanların hepsi aynı keyfi almıştır. Sizlere bu anları aktarmaya çalıştım, belki sizlerde resim ve yazılardan benzer keyfi almışınızdır.

Saygılarımla

Erdal Ötügen
Asya KKD YK Başkanı

Secured By miniOrange