İç Anadolu Kültür Gezisi

İç Anadolu Kültür Gezisi – 11.06.2012

Sevgili dostlar,
11 Haziran sabah saat 10:00 da İstanbul Mehmetçik vakfı otoparkından İç Anadolu gezimize başladık. Yola 6 karavan ile başladık. Önce İnönü mağaralarını ve kasabayı gezdik. Karargah ve Savaş müzesindeki eserleri Eskişehir’e taşıdıkları için müzeyi gezemeden Eskişehir’e geldik. Yolda Oklubalı köyünde anıt ardıç ağaçlarını gördük. Atınç Hocamız ve Birol beyler burada bize katıldılar ve Eskişehir’de Kent parkın önündeki otogarın çok güzel parkında konakladık. Yeşillikler içinde çok rahat bir park yeri.

Ertesi sabah hemen arkamızdan kalkan tramvay ile şehre indik. Burada Odunpazarı, Lületaş çarşısı, Eğitim Karikatürleri müzesini, Cumhuriyet Tarihi Müzesini ve çok yakın gelecekte Disneyland’a rakip olacak Bilim ve Teknoloji Parkını gezdik. Aşırı sıcaktan dolayı AÜ Çağdaş Sanatlar Müzesi, Demiryolu Müzesi, Haller Gençlik Merkezi ve kapalı olduğu için Bilim müzesini gezemedik. Yorgunluğumuzu Porsuk kenarındaki güzel bir cafede dinlenerek çıkardık.

Ertesi gün sabah Sivrihisar’a doğru yola çıktık. İlk durağımız Nasrettin Hocanın doğduğu köy oldu. Hocamızın evini, şehir içindeki duvarlara yapılan hocanın yaşamından kesitler sunan resimleri seyredip ve hocanın torunları ile çeşme başında sohbet ettik.

Buradan Yunus Emre’nin mezarlarının bulunduğu beldeye geldik. Yunus’un 3 tane mezarı var. İlki demiryolu inşaatından dolayı hemen yakınına taşınmış. Ancak Yunan harbinde yakılınca 3. Anıt mezar yapılmış. Müzesi içinde pek fazla bir şey yok. Yol üzerinde Zeyköy antik yerleşim yerine girmeye niyetlendik ancak un gibi tozlu 9 km. yolu göze alamadığımız için uğramadan Sivrihisar’a geldik.

Burada yaptığımız alış verişten sonra önce Ballıhisar köyündeki Pessinius antik kentine geldik. Müzesini ve kazı alanındaki ortaya çıkarılan Tapınak, kent meclisi ve Agora’sını ziyaret edip fotoğraflarını çektikten sonra bozuk yollardan asfalta çıktık. Adını çok duyduğumuz Balıkdamı sazlığını ve Göksu düdenlerini görmek için yolumuza devam ettik. Ancak pek fazla bir şey gördüğümüzü söyleyemeyiz. Yine tozlu yollardan gece konaklaması için Sivrihisar’a geldik. Belediye başkan yardımcısının önerdiği futbol sahasının kenarındaki boş alanda konakladık.

Bugünkü öğle molamızı Çiftelerdeki Sakarbaşı tesislerinde verdik. Güzel bir gölet yapılmış, Sakarya nehrinin ilk doğduğu yer. Suyu bol, isteyen yüzebiliyor. Balığımızı yedikten sonra Han beldesindeki Roma dönemi yer altı yerleşim yerlerini ziyaret etmek için yola çıktık. Burada çok ilginç bir olay yaşadık. Yer altı şehrine doğru giderken birlikte çalıştığımız bir arkadaşımın tesadüfen evinin önünden geçtik. Bizi görünce dönüşte çaya davet ettiler ve bahçede çay ve dürüm ikram ettiler.

Han’dan sonra Yazılıkaya’ya geldik. Yazılıkaya üzerinde restorasyon için iskele kurulmuştu, tam görüntü alamadık ama tüm Yazılıkaya platformunu gezdik ve geceyi girişteki geniş otoparkta geçirdik.

Sabah Firig vadisinde yer alan Yapıldak Kale, Asar Kale, Yazılıkaya Vadisi, Sümbül Anıtı, Oynaşlı Kale, İnlikaya, Kocabaş, Pişmiş ve Gökgöz Kalesi, Direkli Kaya ve Doğanlı Kaleyi uzaktan görerek, Küçük Yazılıkaya Çukurca Gerdek Kaya ve Hamam kaya mezarlarını içlerine kadar giderek gezdik. Yapıldak kalesini bize gezdiren 81 lik dede ise bizlere taş çıkararak gezdirdi.

Buradan sonraki durağımız Seyitgazi oldu. Öğlen yemeği molası sırasında Belediye Başkanını ziyaret ettim, akşam için kalacağımız yeri belirledik. Yemek molasından sonra Arslanbeyli Köyündeki Şeyh Şücesaddin-i Veli Külliyesi ve bahçesindeki anıt ağaçları ziyaret ettik. Külliyenin dedesi bize tüm külliyeyi detaylı olarak anlatarak gezdirdi. Arslanbeyli’den sonra tekrar Seyitgazi’ye geldik ve Battal Gazi Külliyesi’ni gezdik. Daha sonra görevliler eşliğinde Belediyenin yeni yaptığı ve çok güzel tesisleri olan Santral Park’a geldik. Konaklama yerinde sıcak suyumuz bile vardı ve güzelce duşlarımızı yaparak çimenler üzerinde akşam yemeklerimizi yedik.

Gezimizin bu gününü yine Frig vadisinde yer alan ancak pek bilinmeyen yerlere ayırdık. Fethiye Ören yerine (Midaion) bozuk yollardan sonra biraz yürüyerek ulaşabildik. Yol üzerinde Asmainler Vadisinden geçerek Kümbet’e geldik. Kümbet’de antik Meros şehri kalıntılarını, uzaktan Körestan kaya mezarlarını, Himmetbaba Türbesi, Solan mezarı ve Aslanlı Mabeti gördük Öğlende ise düğün yemeğine davet edildik. Yemekten sonra bir köylü vatandaşın rehberliğinde Gökbahçe Bahşeyiş Çeşme Anıtını ve Büyükyayla Seyircek kalesi ve Ören yerini ziyaret ettik.

Frig vadisi gezimize uzaktanda olsa Demirli Kalesini, Aslantaş, Yılantaş kaya anıtlarını, Bayramaliler Kalesi ve Peri Bacalarını, Emre Gölü çevresindeki kaleleri , Kırkmerdiven, Sülünkaya (suluin), Urumkuş, Kara Musa, Asur, Nallı Kayaları her ne kadar tek ayırt edemesekte görme fırsatını bulduk. Geceyi Emre gölü kenarında geçirdik.

Ertesi gün gezimize Memeç Kayalıkları, Emre Gölü, Kapıkaya I, Aslankaya anıtlarını ziyaret ederek başladık. Kapıkaya II anıtını ise ne yazık ki bulamadık. Buradan Döger’e geçtik, Döger Kervansarayını gezdik ve öğlen yemeği molasını İhsaniye’de verdik. Yemekten sonra Kayıhan Göğnüş Ören Yeri üzerinden Ayazini’ne geldik. Avdalaz Kalesi ve Kaya yerleşimleri ve Kiliseyi gezdikten sonra Gazlı Göl kaplıcalarına doğru yola çıktık.

Gazlı Göl’de bir otelin kaplıcalarından yararlanmak için 3 oda tututuk, dönüşümlü olarak kaplıca keyfini çıkardık. Bazı arkadaşlarımız geceyi yine Ayazini’nde geçirdiler. Diğerleri ise kaplıcanın otoparkında kaldı.

Kahvaltı sonrası guruplar yine birleşti ve Afyon’a doğru yola çıktık. Afyon’da lokum ve benzin molasından sonra Dumlupınar Şehitliğine hareket ettik. Dumlupınar’da Dumlupınar Şehitliği ve Atatürk anıtını, Büyükaslıhanlar 3 tepe şehitliği, Zafertepe Çatalköy Zafer Anıtını ve Afyon Büyük Taarruz Şehitliğini gezdik, görevlilerden o günlerle ilgili birçok bilgiyi aldık, gerçekten çok duygulu anlar yaşadık. Sanki o günleri yaşarcasına top seslerini, çığlıkları ve derelerden akan kanları görür ve duyar gibi olduk.

Geceyi özel izin ile girebildiğimiz Antalya yol ayırımındaki gölet ve park içinde geçirdik. Sabah Afyon’da istasyon meydanına arabalarımızı park ederek Afyon Taşhan, uzaktan Kale, Utku Anıtı ve Müzeyi, Ulu Camiyi gezdik. Daha sonra hiç ummadığımız kadar zorlu yollardan Büyükkalecik Kocatepe Anıtına çıktık. Burada yine görevli kişiden savaşın detaylarını dinledik.

Yolumuza Akşehir Gölü ve Nasrettin Hoca Türbesi, Taş eserleri müzesi (kapalı olduğu için sadece bahçesindeki eserleri görebildim) ve gülmece parkını gezdik. Fazla zaman harcadığımız için hiç vakit kaybetmeden yola çıktık.

Beyşehir yolunda, restorasyon adına yapılan çirkinliği gördüğümüz Hitit taş anıtı olan Eflatun Pınarı’na uğradık ve Beyşehir Ada Kamına geldik. Gece burada rahat bir şekilde dinlenme fırsatını bulduk.

Sabah kiraladığımız araba ile Fasıllar Anıtı ve Atlıkaya Kabartmasını görmeye gittik. Dönüşte Beyşehir’deki ağaç işleri ile ünlü Eşrefoğlu Camisi, Seyfettin Süleyman Türbesi, bedesteni, kale kapısını ve Göl üzerindeki bendi gezdik, arkasından bir de tekne ile göl turu yaptık ve kampımıza döndük.

Beyşehir’den ayrıldıktan sonraki hedefimiz, Konya’yı transit geçerek Obruk ve Sultanhanı oldu. Yolda zorla bulabildiğimiz “Boğaziçi” kebap salonunda karnımız doyurduk.Obruk Kervansarayı’ında restorasyon çalışmaları bir de otopark kahyası vardı. Ufak bir tartışma sonrası muhteşem Obruk çöküntü gölünü ve çevresini gördülkten sonra Eşmekaya’da bulunan yer altı yerleşim yerlerini bulmaya çalıştık. Ancak henüz turizme açılmadığı ve içini gezemiyeceğimiz için oraya değil Tuz gölü yakınlarındaki Besli kasabasına gittik ve kısa bir turdan sonra Sultanhanı’na geldik.

Sultanhanı’nı iyice gezdikten sonra oralarda bulmayı hiç aklımıza getiremeyeceğimiz çok güzel “Kervan” Campingde konakladık. Çamaşır, sıcak sulu banyolar ve nadir olarak akşam keyfi yapıla bilen bir kamp. Burada, halıdan anlayan bazı arkadaşlarımız halı bile aldılar.

Ertesi sabah önce Birol beyleri geri dönüş yoluna uğurladık, sonrasında gezilecek çok yoğun bir program olmadığı için daha ziyade yol aldık. İlk durağımız Karapınar oldu. Yol boyu güzel Anadolu’muzun bakımsız ve yoksul köylerini yüreğimiz burularak seyrettik. Karapınar’da çok kısa bir ikmal molasından sonra Meke ve Acı gölleri gördük. Burada çay-kahve molası verdikten sonra Ereğli’ye geldik. Ereğli’de gezdik ve yemeğimizi yedik. Karavanlarımızı yine en geniş mekan olarak bulduğumuz Gar yakınlarına bıraktık. Mola sonrası Halkapınar barajı kenarından İvriz Hitit kabartmalarının olduğu Aydınkent köyüne geldik. Karavanlarımız için güzel bir yer bulduk ve çevre gezimizden sonra geceyi nefis Toros Dağları esintisi altında geçirdilk. İvriz çayı tam önümüzden kayalar arasında gürleyerek doğuyor ve ovaya doğru akıyor. Çok güzel bir gün ve gece geçirdik.

Sabah bu bol su ve yeşillikli bölgeyi terk edip iç anadolunun çorak topraklarından geçerek Manazan Mağaralarının bulunduğu Taşkale vadisine ulaştık. Taşkale Tahıl Ambarları ve kaya içi camisi görülmeye değerdi. Buradaki gezimizden sonra Manazan mağaralarına geldik. Rehber eşliğinde el fenerlerimizle daracık mağara kanallarından üç katlı yerleşim yerlerini gezdik. Oldukça ürkütücü ama bir o kadarda keyifli bir gezi oldu. Tüm arkadaşlar mağara içlerindeyken ürperdiklerini dışarı çıktıktan sonra anlattılar.

Manazan’dan sonra Yeşildere’de dere üstünde öğle yemeği olarak balığımızı yedik. Yeşildere baraj kenarından Karaman’a ulaştık.

Karaman’da Kale’nin yanında bulduğumuz geniş park yerine yerleştikten sonra ilk olarak fayton ile şehir turu yaptık ve merkezde indik. Buradaki Mevlana’nın annesinin kabrinin bulunduğu Aktekke camisini, Hacıbey camisini, İmaret ve Camisini, şehri, Kalesini gezdik. Daha sonra karavanlarımızın önünde yaptığımız sohbeti aniden bastıran fırtına nedeni ile acele ile kesip karavanlarımıza çekildik ve sakin bir gece geçirdik.

Sabah Atınç hocayı Mersine yolcu ettikten sonra sönmüş volkan Karadğ’ın eteklerindeki Madenşehri, Üçkuyu Değle Ören yerini, Binbirkilise adı verilen bir çok kilisenin bulunduğu bölgenin en büyük kilisesini hayranlıkla gezdik ve çok bozuk bir tarla yolundan Kızıldağ’da bulunan kabarma Harttapus anıtını çıkışın çok zorlu olmasından uzaktan dürbünlerle izledikten sonra ilk toplu insan yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük’e hareket ettik.

Çatalhöyük görülmeye değer enteresan bir yerleşim yeri. İlk insanların yaşam biçimlerine burada daha yakından tanık olduk. Çatalhöyük’den sonraki son durağımız Konya.

Konya Karatay Belediyesi park alanına yerleştikten sonra Konya gezimizi gerçekleştirdik. Burası artık gezimizin son durağı olduğu için arkadaşlarımızla değişik yönlere tatillerimizin geri kalan kısmına devam etmek için vedalaşıp arkamızda sık sık hatırlayacağımız güzel anılar bırakarak ayrıldık.

Erdal Ötügen